Kişi - İçi İletişim ve Çatışma

Kişi - İçi İletişim ve Çatışma

Bir insanın düşünmesini, duygulanmasını, kişisel ihtiyaçlarının farkına varmasını, iç gözlem yapmasını, rüya görerek kendi içinden mesaj almasını ya da kendine sorular sorarak bunlara cevaplar üretmesini bir iç iletişim sayabiliriz. Karşı karşıya gelen iki insan arasında gerçekleşen iletişimin benzeri tek bir insanın içinde de gerçekleşmektedir. İnsanlar, kendi içlerinde birtakım mesajlar üreterek ve bunları yorumlayarak kişi - içi iletişimde bulunurlar.

İnsanın çevresi ile kuracağı iletişim, kendi içinde başlar. Kişilerarası iletişim sürecindeki bir insan, kısa sürelerle hem bilgi kaynağı hem de alıcı olmaktadır. Bilgi kaynağı olduğunda bilgi üretmeye, hedef olduğunda ise gelen bilgileri yorumlamaya çalışan bu kişi, her iki durumda da iç iletişim gerçekleştirmek zorundadır.

Kişiler kendi içlerindeki iletişimlerin yanı sıra iç çatışmalar da yaşarlar. Kişilerin bilinç dışlarındaki ve bilinçlerindeki birtakım dinamikler, iç çatışmalarına yol açabilir.

Kişi - içi çatışmaları başlıca iki grupta toplayabiliriz. Bunlardan birincisi Psikalanatik Kuram'da ortaya koyulduğu üzere, kişilerin bilinçdışlarında baskıda tutulan çatışmalardır; bu çatışmalar bazı gözlenen davranışlara yön verebilir. Kişi - içi çatışmaların ikinci türü ise, kişilerin zihinlerindeki bilişsel yapılarla ilgilidir. Kişi, birbiri ile çelişen bilişsel öğelere sahipse ya da mevcut bilişsel dengesi ile çelişen yeni uyarıcılarla karşılaşırsa iç çatışma yaşar.

Kişi-içi çatışmaların önemli bir bölümünü oluşturan bilişsel çelişki konusunda Festinger'in tanınmış bir yaklaşımı vardır. Festinger'e göre, sahip olduğu bilgiye/tutuma aykırı bir davranışta bulunan kişi, bilişsel çelişkiye düşer. Bu çelişkiden kurtulabilmek için şu üç yoldan birisine yönelir:

1) Davranışını değiştirir,
2) Tutumunu değiştirir ya da yeni bilgiler edinerek o konudaki mevcut bilgisini değiştirir,
3) Psikolojik savunma mekanizmalarından birisini, örneğin mantığa bürünmeyi kullanarak, çelişkisinin yarattığı rahatsızlıktan kurtulmaya çalışır. Örneğin, sigaranın kanserle ilişkisini bilen birisi günde bir paket sigara içiyorsa, bilişsel çelişkiye düşecektir. Bu çelişkinin vereceği rahatsızlıktan kurtulabilmek için yukarıda belirtilen yollardan birisini seçecektir. Söz gelişi, mantığa bürünmeyi tercih ederek "sigara stresimi azaltıyor", "atın ölümü arpadan olsun" ya da "acı patlıcanı kırağı çalmaz" diyecektir. Bu tür, alışılmış "arpa-patlıcan" esprileri yapanlar, kendi esprilerine herkesten fazla gülerler. Bu doğaldır; çünkü rahatlamaya herkesten fazla onların ihtiyacı vardır.

Üstün DÖKMEN / İletişim Çatışmaları ve Empati
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...